Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

İlk Konservatuvarlar

Konservatuvar musıki sanatının öğretildiği saygın bir kurumdur. Konservatuvar mezunu olan musıkişinaslar uğraştıkları sanata değer verilmediğini hissettikleri bir çevrede bulundukları zaman bir sokak çalgıcısı ya da meyhane şarkıcısı yerine konmamak için konservatuvar mezunu olduklarını söyleme ihtiyacını duymuşlardır. Musıki çok eski bir sanat, tarihi insanlık kadar eski. Dolayısıyla musıki öğretiminin tarihi de çok eskidir. Fakat konservatuvar adını taşıyan kuruluşların geçmişi o kadar eski değil.  

    Konservatuvar kelimesinin "konser"le elbette hiçbir ilintisi yok. Musıkiyle de yok. Kelimenin kökü olan fill, conserve, batı dillerinde, bir şeyi dış etkilere, dışardan gelebilecek zararlara karşı emin bir yerde  koruma, muhafaza etme, saklama anlamına gelir. Bunun da kaynağı Latince conservare fiili. Bu fiil bir önek ile bir kökten oluşuyor: com- öneki ile "göz kulak olmak bakmak, bakımını sağlamak" anlamına gelen servare fiili. Telaffuzu kolaylaştırmak için ses benzeşimi  ihtiyacı duyulunca önekler küçük bir değişime uğrar; com- burada  con- olmuş; başka bir kelimede col-  olabilir.

   Bildiğimiz "konserve" buradan geliyor; bozulmadan muhafaza edilen besin, ya da bozulmadan saklama tekniği anlamındaki konserve. Kelimenin İtalyancası  conserva, Fransızcası conserve. Türkçedeki kaynağı bu iki kelimeden biri. Aynı kökten türeyen conservative (muhafazakâr)  kelimesini birçok kimse bilir.  Son yıllarda siyaset dilinde sık sık kullanılan "neo-con", yani "yeni muhafazakâr" nitelemesi belki daha da tanınmıştır. Gelgelelim, bu kelimeler burada konumuz olan konservatuvar teriminin anlamına ışık tutmaz. "Musıki sanatını koruyan,  muhafaza eden kurum" diye açıklanması hiç de anlamlı değil.     

     Tarihe geçmiş olan ilk konservatuvarlar birer musıki okulu değildi. Konservatuvar kelimesi İtalyanca. Rönesans çağında ve öncesinde conservatorio İtalyancada yetimhane anlamında kullanılıyordu. Bu yetimhanelerin çoğu bir hastaneye bağlıydı. Bu kuruluşlara ospedale, yani hastane de deniyordu. Conservati, yani "esirgenen, himaye edilen, kurtarılan yetim, öksüz ya da terk edilmiş çocuklar" bu kuruluşların öğrencileriydi.

     Yetimhanelerde öğretim musıki ağırlıklıydı. Elbette bu okulun benzerleri terimin gelişmiş anlamıyla birer konservatuvar değildi.  Ama burada bizi ilgilendiren şey konservatuvar kelimesi. Bu tür kuruluşlara verilen adın daha sonra musıki okullarına verilmesi yetimhanelerin bu özelliğinden kaynaklanıyor. Söz konusu okullar ya da yetimhanelerin ilki, 1535'te kurulan Santa Maria di Loreto'ydu. Ünlü besteci Giovanni Battista Pergolesi (1710–1736) burada okumuştu.  Bu türden kuruluşların merkezi olan Napoli'de onaltıncı yüzyılda birkaç yetimhane-hastane daha vardı. Bu okullar Avrupa'nın ilk laik musıki öğretim kuruluşlarıydı. Bu tür kuruluşlardan yetişen birçok besteci vardır. Venedik'te de yetim kızlar için okullar açılmıştı. İtalya'nın çok eski musıki öğretim kurumlardan biri de 1615'te  açılan Conservatorio di Musica'ydı. Paris Konservatuvarı (Conservatoire de Paris) 1795'te kurulmuştu. İlk İtalyan musıki okullarının adını taşıyan konservatuvar terimi daha sonra bütün Avrupa'da  benimsendi. Bazıları "akademi", "musıki okulu"  diye  adlandırıldı.  Avrupa şehirlerindeki konservatuvarların büyük çoğunluğu ondokuzuncu yüzyılda kuruldu.

   Hıristiyanlığın doğuşundan sonra kilise, özellikle altıncı yüzyıldan başlayarak  musıki öğretimine önem vermiştir. Orta Çağda kilise korosuna eleman yetiştiren "koro okulları" vardı. Fakat kilise gelişmekte olan  musıkinin bütün türleriyle uğraşamazdı. Orta Çağ Avrupa üniversitelerinde okutulan musıki dersinin konusu musıkiden çok matematiğe yakındı.      

    Konservatuvarlarda sonradan tiyatro öğretimine yer verilmesi sadece tiyatro ile ilintili değil.  Musıki-tiyatro birlikteliğinin çok uzun bir geçmişi var. Eski Yunan'da tiyatro oyunlarında yer alan korolar şarkı söylerdi. Orta Çağ Avrupa'sında konuları Kutsal Kitap'tan alınan "kutsal oyunlar"da ezgiler söylenirdi.  Rönesans çağında da tiyatro oyunları şarkılıydı. Örneğin, onaltıncı, onyedinci  yüzyıllarda Shakespeare'in oyunları daima musıki eşliğinde sahnelenirdi. Shakespeare bütün oyunlarının metinlerine şarkı eklemiştir. Onyedinci yüzyılda ortaya çıkan opera, musıkinin ağırlıkta olduğu yeni bir tiyatro türü geliştirilmesine yol açtı.          

   Türkiye'ye bakarsak, Topkapı Sarayındaki Seferli Koğuşuna bağlı sazendeler, hanendeler musıki yeteneği olan gençleri saray meşkhanesinde yetiştirirlerdi. Tekkelerde de musıki terbiyesi verilir, yetenekli gençlere musıki öğretilirdi. Mehterhane de köklü bir musıki kurumuydu.            

    Sultan II. Mahmud 1826'da Yeniçeri Ocağını kaldırırken, bu kurumun bir parçası olan mehterhaneyi de kaldırdı. Yerine batı türünde bir bando kurmaya karar verdi. Bandoyu önce süvari  borazanı Vaybelim Ahmed Ağa ile trampetçi Ahmed Usta çalıştırıyorlardı. Sultan III. Selim zamanında Nizam-ı Cedid birliğine giren bu iki askerin bu birliğe bağlı boru takımı içinde bando musıkisine ilgi duymuş oldukları tahmin edilebilir. Fakat bando musıkisini öğretebilecek derecede yetişmedikleri için bu işe bir yabancının getirilmesi uygun görülmüş, çalıştırıcılık görevine Istanbul'da bulunan Fransız uyruklu Monsieur Manguel atanmıştı. Manguel'den beklenen verim elde edilemeyince, iki yıl sonra, 1828'de,  o dönemde Avrupa'nın kıdemli bandocularından, İtalyan devletlerinden Sardinya-Piyemonte  Krallığında yaşayan, Giuseppe Donizetti getirildi.  Giuseppe, ünlü opera bestecisi Gaetano Donizetti'nin ağabeyiydi.   

    1828'de Istanbul'a gelip görevine başlayan Giuseppe Donizetti bandoyu kısa zamanda geliştirdi. Bu çalışmalar birkaç yıl sonra, 1831'de  bir okul öğretimi  kimliğini kazandı. Başlangıçta sadece bandodan kurulu olan topluluk, zamanla orkestra, opera-operet, tiyatro-ortaoyunu, fasıl heyetleri, müezzinler gibi bölümlerle genişledi. Bu yeni kuruluşa Muzika-i Hümayun (saray musıki heyeti) adı verilmişti. Muzika-i Hümayun Türkiye'nin ilk konservatuvarı sayılabilir. Burada yetişen birçok tanınmış musıkişinas vardır.    

   Muzika-i Hümayun bir İtalyanca kelimeyle bir Farsça kelimeyi yan yana getirdiği için biraz garip bir tamlamaydı. İtalyancada  musıki demek olan musica üzerinde biraz durmak lazım. Donizetti'nin çalıştırdığı bando-orkestra şehrin sokaklarında sık sık konser veriyordu. Muzika-i Hümayun bando- orkestrası Istanbul'un günlük hayatına girmişti. Fakat "Muzika-i Hümayun"  halk ağzında kısaltılarak "muzika"ya çevrildi. Dili yine de zorlayan bu kelime ağızdan ağıza yayıla yayıla "mızıka" oldu. Böylece yeni bir kelime doğdu Türkçede.  Ulusal marşların yanı sıra  halk ezgileri, hafif klasik parçalar çalan açık hava orkestralarına bugün de mızıka deniyor;  Deniz Kuvvetleri Armoni Mızıkası, Belediye Mızıkası gibi. Mızıka kelimesi daha sonra ağız armonikasına uyarlandı. Musica ondokuzuncu yüzyılda kaldı, ama mızıka böylece kalıcı bir kelime olup dile yerleşti.     

   Türkçede bu sanat için üç kelime kullanılmış oluyor. En eskisi Yunanca kaynaklı musıki. Bu kelime Türkçeye Arapçadan  geçmiştir. İkincisi, bu İtalyanca kelime, musica. Üçüncüsü de, yirminci yüzyıl başlarında Frankofonların gayretiyle Türkçeye giren müzik. Hepsinin kaynağının  Zeus ile Mnemosyne'nin şiir, musiki, dans, tragedya, komedya  gibi sanatların esin perileri olan dokuz kızını topluca nitelendiren Musalar olduğunu pek çok kimse bilir. Müze, mozaik kelimeleri de aynı isimden türemiştir. Museviliğin peygamberi Musa'nın adıyla bu Yunanca kelime kökdeş;  Musa'nın İbrancadaki karşılığı Mosheh. Kelimenin daha eski kaynağı bilinmiyor.     

      Konservatuvara dönelim. 1914'te Istanbul Şehremanetine (Belediye) bağlı olarak açılan, "güzellikler evi" anlamına gelen Darülbedayi de bir konservatuvardı. Gününüzdeki Istanbul Şehir Tiyatrolarının temeli olan bu kuruluşun iki bölümü vardı: tiyatro ile musıki.       

   Darülbedayi'nin açılmasından çok kısa bir süre sonra Birinci Dünya Savaşı patlak verince kurumun çalışmaları savaş şartlarının getirdiği mali zorluklar yüzünden ilk yıllarda iyi bir verim elde edilemedi. Musıki bölümü nerdeyse hiçbir varlık gösteremedi. 1917 yılının başında sadece musıki öğretimiyle uğraşmak üzere Darülelhân (nağmeler evi)  kuruldu. Darülelhân adı  1927'de Istanbul Belediye Konservatuvarı'na çevrildi. Konservatuvar terimi böylece  resmîleşmiş oldu. 1924'te Maarif Vekâletine bağlı olarak Ankara'da kurulan Musıki Muallim Mektebinin adı 1936'da "Ankara Devlet Konservatuvarı"na çevrildi, bu da konservatuvar teriminin kullanıldığı ikinci resmî kuruluş oldu.   

Bülent Aksoy

28 Mart 2021

SON EKLENEN MAKALELER

Başparmaklarımız
Başparmaklarımız
MENDİL
MENDİL
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
BODRUM'DA YABAN HAYATINI YOK EDEN İMAR PLANLARI
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
RÛM,  RÛMÎ, RÛMELİ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
ORGANİZE ÖRGÜT VEYA ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
Türkçedeki Yunanca kökenli kelimeler
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TANRI ve ADALET/ İLAHİ ADALET / TANRI SEVGİSİ / TANRININ İNSAN SEVGİSİ
TUTUM
TUTUM
SÜRTÜK
SÜRTÜK
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DİL ÖĞRETİMİNDE ETİMOLOJİ BİLGİSİNİN YARARLARI
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
DEKOLTE – TESETTÜR – MÜSTEHCEN – PORNOGRAFİ - EROTİZM
ETİYOLOJİ
ETİYOLOJİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
ETİMOLOJİNİN ETİMOLOJİSİ
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
REÇETELERDEKİ KISALTMALAR
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
ATLAS ve KARYATID KAVRAMLARI
BAY -  BAYAN
BAY -  BAYAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
LALE – TÜLBENT – TULIPE - TÜRBAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
POSTULAT-CREDO–İMAN
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
AKRABA - HISIM KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RAMAZAN, BAYRAM VE RAMAZAN/ŞEKER BAYRAMI KAVRAMLARI ÜZERİNE
RÜZGÂR
RÜZGÂR
KALPAZANLIK
KALPAZANLIK
POLİTİKA
POLİTİKA
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
CIMON-PERO' NASIL CHARITY ROMANA OLDU?
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
İDEOLOJİ– DEMAGOJİ – PROPAGANDA -DEMOKRASİ
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
YABANCI DİLLERDEN ALINAN KAVRAM VE TERİMLER SORUNU
BANLİYÖ
BANLİYÖ
SATRANÇ
SATRANÇ
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
GAZİLER HELVASI – ŞÜKÜR HELVASI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
ABDEST KAVRAMININ KÖKEN VE ANLAMI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
AYLARIN ADLARI, KÖKEN VE ANLAMLARI
Ahmet Vefik Paşa
Ahmet Vefik Paşa
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE AD HOMINEM KAVRAMLARI
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
POLİS, POLİ, POL,  BOLU
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
GÜN ADLARI, KÖKENLERİ VE ANLAMLARI
KITA ADLARI
KITA ADLARI
POLO - MİNYATÜR
POLO - MİNYATÜR
AMATÖR-PROFESYONEL
AMATÖR-PROFESYONEL
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
İSKAMBİL KÂĞITLARINDAKİ ŞEKİLLER
BURUK  ACI
BURUK  ACI
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
HİSSEDİLEN SICAKLIK / AĞIRLIK, KATLANILABİLEN İNSAN, DAYANILABİLİR ENFLASY0N
KARGA TULUMBA
KARGA TULUMBA
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
AFORİZMA – AFOROZ – PERSONA NON GRATA - HAYMATLOS
ANLAM SANATLARI
ANLAM SANATLARI
ACABA
ACABA
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
ÖKSÜZ VE YETİM KAVRAMLARI ÜZERİNE
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
KELİMELERİN BİZE ETTİĞİ
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ÜNİVERSİTE  NE DEMEK?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
ADLARIMIZIN KÖKEN VE ANLAMLARINI YETERİNCE BİLİYOR MUYUZ?
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
FENOMEN – İDOL - İKON – ROL MODEL
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
ETİMOLOJİ  NE İŞE YARAR?
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
14 MART TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KAVRAMLARIMIZ
DOSTA VİSKİ
DOSTA VİSKİ
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
TAKDİREN – TEŞDİDEN - TAHFİFEN
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
SORUNLU KAVRAMLARIMIZ
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
ÇARPICI  ETİMOLOJİLER
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
UYKULARIMIZIN TANRISI HYPNOS, ÜÇ BİN ÇOCUĞUNDAN BİRİ MORPHEUS
P H A E T H O N
P H A E T H O N
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
NAPOLYON KİRAZI – CHAMPS ÉLYSÉES ’nin  AT KESTANELERİ
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
BASAMAKLAR,  MERDİVENLER
NATO KAFA NATO MERMER
NATO KAFA NATO MERMER
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
DOĞUM GÜNLERİ VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
TÜKENMEZ KALEM - ALKOLSÜZ BALIK ÇEŞİTLERİ
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
MİT, MİTOLOJİ, EFSANE, MASAL, DESTAN, HİKÂYE, TARİH, TRAJEDİ, KOMEDİ VE OPERA
İBADET YERLERİ
İBADET YERLERİ
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
Yenilik Kavramı ve Yenilik Politikaları
FİKİR VE ZİKİR
FİKİR VE ZİKİR
ADAM GİBİ ADAM
ADAM GİBİ ADAM
Diderot Etkisi
Diderot Etkisi
MİLKA
MİLKA
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
ACABA BUNLARI BİZE HANGİ DIŞ GÜÇLER YAPIYOR; YOKSA?
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
İŞTE  İNSAN  -  ECCE HOMO
KOT PANTOLON
KOT PANTOLON
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
RAKAM  BİLDİREN  ÖNEKLER
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Taciz, Tecavüz, İstismar terimleri hakkında
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
Dilimiz ya da Alkolün Beyazı 
AKINTILAR,  AKIMLAR
AKINTILAR,  AKIMLAR
KUTSAL
KUTSAL
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
T A B U   ve   T A B U L A R I   Y I K M A K
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
PROLETER  VE  PROLETARYA   KAVRAMLARI
ESOTERIC,  BÂTINÎ,  İÇREK
ESOTERIC, BÂTINÎ, İÇREK
BOYKOT
BOYKOT
SABO - SABOTAJ
SABO - SABOTAJ
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
Alavere - Dalavere (il dare e l'avere)
OPERALAR
OPERALAR
SINCERE - Sine Cera
SINCERE - Sine Cera
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
İTİBARDAN TASARRUF veya TEMSİLDE TASARRUF
BELLONA ve SHELL
BELLONA ve SHELL
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
HALKIMIZIN KAVRAM İCADI
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
YANLIŞ KULLANILAN KAVRAMLARDAN DÖRDÜ
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
KİMİ KISALTMALAR VE ANLAMLARI
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
BAŞSAĞLIĞI-TAZİYE KAVRAMLARI ÜZERİNE
AYAK
AYAK
DİASPORA
DİASPORA
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
HUKUK TERMİNOLOJİMİZDEKİ BİR KAVRAM-BİR TERİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
Z Ü H R E V İ  (Sorunlu Kavram)
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
(ATIN ŞAHLANIŞI) deyimi
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
TESTOSTERON  EGEMENLİĞİ (Domination de la Testostérone)
URBA
URBA
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
İki Dirhem Bir Çekirdek ve Keçiboynuzu
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
Zat İşlerinden İnsan Kaynaklarına
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
YERSİZ YURTSUZ BİR MİLLET: ÇİNGENELER
ROMAN
ROMAN
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
"TARİH"İN ÇİFTE ANLAMI
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
YUNANCA "DOXA"DAN LATİNCE "DOCTOR"A
KORO, BALE, HORON
KORO, BALE, HORON
FRENGİ
FRENGİ
FRANKLAR, FRENKLER
FRANKLAR, FRENKLER
LOJİ'LER
LOJİ'LER
TUZ
TUZ
ENTELEKTÜEL
ENTELEKTÜEL
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
Günlük Hayattan 30 Kelimenin kökenleri
ENERJİ
ENERJİ
PORT, YANİ LİMAN
PORT, YANİ LİMAN
Turunçgiller
Turunçgiller
Nomos'tan Namusa
Nomos'tan Namusa
Ev
Ev
Fil
Fil
Kültür Nedir?
Kültür Nedir?
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
CIVILISATION, MEDENİYET, UYGARLIK
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Bozbulanık İki Kelime: Ansiklopedi, Sempozyum
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan II
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Dilde Bildirişimin Kopması Üstüne Bazı Notlar
Aristokrat
Aristokrat
Despot, Tiran, Diktatör
Despot, Tiran, Diktatör
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Felsefeden Safsataya, Sufiden Sofuya
Efendi
Efendi
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Latinceden Türkçeye Yansıyanlardan
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
Akdeniz Dilinden Dört Kelime: Tersane, Damacana, Fırtına, Forsa
"Kosmos"tan Gelenler
"Kosmos"tan Gelenler
Barbarlar
Barbarlar
"Kapital"in Eserleri
"Kapital"in Eserleri
Tekhne, Ars, Sanat
Tekhne, Ars, Sanat
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
"Modern"in Geçmişi, Bugünü
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
İki Nobel Ödüllü Marie Curie'nin Dramı
Terim Ne Demek?
Terim Ne Demek?
Ütopya
Ütopya
Melankoli
Melankoli
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Şurup, Şarap, Şerbet, Meşrubat
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Matematik Terimlerinin Kökenleri
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Tercüman, Dragoman, Dil Oğlanı, Dilmaç
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"Post" Önekinin Önlenemez Tırmanışı
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
"MAGAZİN"İN YOLCULUKLARI
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
PATLICANIN YAZDIĞI TARİH
YALAMA OLAN  "SÖYLEM"  TERİMİ
YALAMA OLAN "SÖYLEM" TERİMİ
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
Türkçe dilindeki yabancı kökenli sözcükler
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
El, Yüz ve Zihin Temizliği!
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 4- "SANA NE!"
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
Zihinsel Virüs No 3- SİYASET, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YAPILIR
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2:  EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 2: EVET AMA YİNE DE!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1:  BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 1: BAŞKASI YAPMASIN, BEN DE YAPMAM!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
ZİHİNSEL VİRÜS NO 0: SÖZ KONUSU OLAMAZ!
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
KAVRAM EVLENDİRME ya da KAVRAMLAR AKADEMİSİ
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
AKLA YERLEŞEN HER KAVRAM SONRAKİLER İÇİN BİRER SÜZGEÇ OLUR!
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"KAVRAM TABANI" ÜZERİNDE UZLAŞI GİRİŞİMİNİ KİM ÜSTLENEBİLİR?
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!
"Kavram Tabanında Uzlaşma" ulusal bütünlüğün ta kendisidir!