Lütfen aramak istediğiniz kelimeyi yazıp Enter tuşuna basın..

Logo

Kullandığımız dil; bugün ne olduğumuzu, yarın ne olacağımızı belirler..

 MENÜ

"Kapital"in Eserleri

Capit  Latincede bir  kök, "baş" demek.  Bu kök Hint - Avrupa kök dilindeki kaput biriminden çıkıyor. Batı dillerinde kullanılan, bu kökten çıkan bütün kelimeleri bir çırpıda saymak kolay değil. Türkçede kullanılanlar da bir hayli.

    Geç dönem Latincesinde capitale "mal" demek,  hattâ baş mal.  Mal denince Orta Çağda akla gelen maddi varlık hayvanlardı;  sığır, koyun, keçi gibi hayvanlar. İngilizcede "sığır" anlamına gelen "cattle" kelimesinin kaynağı da  Latince capitale. Bu Latince kelime eski Fransızcada catel  kelimesinin türemesine yol açmış, bu da İngilizcede zamanla cattle olmuş, ses değişimi o yüzden. Fransızca üzerinden İngilizceye geçen kelimeler çoğu kez ses değişimine uğrar. İngilizce pecuniary sıfatı yine aynı anlama geliyor; aynı kelime Fransızca ile Almancada da kullanılıyor. Bugünün dilinde "parayla ilgili, para değeri, maddi değeri olan şey" anlamında bir sıfat. Köken burada da Latinceden. Bu dilde pecu / pecus birimi eskiden, "para getiren inek, sığır, hayvan sürüsü" demekti.  

  "Büyük baş", "küçük baş" tamlamalarındaki baş  kelimesine dikkat edelim. Türkçe ile Latince birbirinden çok farklı diller, bu iki dil arasında dolaysız bir alışveriş de yok. Ama  "baş" anlamının iki dilde de bulunması çarpıcı.  

   Hayvancılıkla uğraşanlar ellerindeki hayvanlara bizde de  bugün bile  "mal" demezler mi?   Kemal Tahir'in Büyük Mal  (1970) romanının adındaki "mal" öküz demek, "büyük" de "büyük baş"la ilintili. Tabii, bütün hayvan severleri, asılında bütün doğa severleri üzecek bir etimoloji bu. Ama ne yapalım, kökeni bu, etimolojide pek çoktur böyle münasebetsiz kökenler. Hayvan, doğa, çevre dostlarımızın bilmesi gereken bir şey var. Türkçede de,  Latincede de aynı kavramın bulunması, hayvanın mal sayılması, sadece bir rastlantı değil. Tarım-hayvancılık toplumlarının ortak hayat tecrübesinin "eseri" bu. İsrailli  tarihçi, yazar Yuval Noah Harari Türkçeye de çevrilen Sapiens adlı kitabında insanlık tarihinde tarım-hayvancılık çağının başlamasıyla birlikte bir hayvan katliamının başladığını, tarım devriminin evcil hayvanların çok büyük bir kısmı için tam bir felaket", tarıma geçişin devrim diye anılmasının da tarihin "büyük bir aldatmacası" olduğunu uzun uzadıya anlatıyor.           

    Türkçede capital anlamına gelen kelime Farsçadan aldığımız "sermaye"dir. Ser, malumdur, "baş" demek; mâye ise aynı dilde "mal" anlamına geliyor; sermaye, "baş mal" demek sermaye.  Türk Dil Kurumu 1960'larda, gerek Latince, gerekse Farsça kelimelerin  aynı anlama gelen birimlerden oluştuğunu göz önünde tutmuş olacak ki, Türkçede bu terime karşılık olmak üzere "anamal" kelimesini türetmişti. "Kapitalizm"in yeni Türkçedeki karşılığı "anamalcılık" olacaktı.  

    Capital teriminin modern anlamı, yani sermaye anlamı onyedinci yüzyılda başlayan kullanımından çıkıyor. Bir rastlantı olmasa gerek bu, iktisat konusu bu yüzyılda bilim haline gelmişti. Bu bilimin temellerini atan İskoç  Adam Smith'in ünlü eseri Ulusların Zenginliği 1766'da yayımlanmış. Nitekim, "ekonomi" terimi bir bilim dalının adı olarak ilk kez 1792'de kullanılmış İngilizcede.             

     Latince kökten çıkan, Türkçede bilinen öteki kelimelere geçelim. Bunlardan biri kaptan. Bu kelimenin kaynağı  Venedik İtalyancasındaki  capitán. Geminin başındaki kişiye "kaptan" denir.  Kaptan kelimesi onyedinci yüzyılda girmiş Türkçeye, daha önce "reis" (ya da koca reis) denirdi.[1]  Eskiden hem deniz kuvvetleri komutanlığını, hem de bahriye nâzırlığını birlikte yürüten paşalara "kaptan paşa" unvanı verilirdi. "Kaptan-ı tersane-i âmire" ise savaş gemisi kaptanıydı.  Aynı kelimenin biraz değişmiş bir yazımı olan kapudane Osmanlı donanmasının ferik rütbesindeki (tümamiral-koramiral dengi) amiralinin unvanıydı. "Kaptan-ı derya" ise, Osmanlı deniz  kuvvetleri komutanıdır.  

   Hanry-Renéee Kahane ile Andreas Tietze'nin göz kamaştırıcı zenginlikteki sözlüğü Lingua Franca in the Levant'da  gösterdiği gibi, kaptan,  Akdeniz havzasında konuşulan dillerin ortak söz dağarcığına, yani lingua franca dağarcığına geçmiş. Bu sözlükten öğrendiğimize göre, bu kelime Türkçeden başka şu dillere girmiş: İtalyanca, Fransızca, İspanyolca, Portekizce, Yunanca, Maltaca, Kuzeybatı Afrika Arapçası, Dalmaçyaca. Akdenizli olmayan dillerden Almanca ile Rusçaya da geçmiş.        

  "Amiral" kelimesi geçti biraz yukarda. Yeni bir kelime sayılır Türkçede. Bu unvanın aslı Arapça, emîrü'l-bahr", "denizlerin komutanı" demek. Bu kelime Arapçadan batı dillerine geçmiştir. Amiral, Türkçede ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında bilinen bir kelimeydi; nitekim Şemsettin Sami'nin Kamûs-ı Türkî'sine (1900) girmiş; ama Arapçadan değil, Fransızcadan geçmiş. "General" gibi amiral de Türk Silahlı Kuvvetlerinde Cumhuriyet döneminde kullanılmaya başlamıştır.           

   "Kapitülasyon(lar)" terimini duymayan yoktur. Yazılı anlaşma, anlaşmayla belirlenen şartlar anlamına gelen bu terim "Bir devletin kendi ülkesinde yabancılara  tanıdığı  haklarla imtiyazları hükme bağlayan anlaşma" tanımıyla  bütün lise tarih kitaplarında geçer. Bu anlaşmaların şartları madde başlıkları halinde düzenlenerek kaleme alınır. Latince capitulare fiili başlıklar halinde yazıya geçirmek anlamına geliyor. İlk kapitülasyon anlaşması  Fransa'yla imzalandığı için bu terim Fransızcadan geçmiş Türkçeye.

   İtalyanca caparra Türkçeye kapora yazımıyla geçmiş. pey akçesi, işin başında  ödenen para.

   İngilizceden gelen kep (cap) hafif başlık demek.

   Başlıklı asker paltosu anlamındaki kaput'un kaynağı Fransızca capote.  Bu giyeceğin bezi anlamında da kullanılır.   

    Palto, manto gibi giyeceklere takılan başlık anlamına gelen kapüşon kelimesinin kaynağı Fransızca capuchon, onun da kaynağı İtalyanca cappuccio.      

   Kapusenler katolik kilisesine bağlı fransisken tarikatının bir koludur.  Bu tarikatın keşişlerinin küçük kahverengi başlıkları varmış. Küçük başlık demek olan kapusen, başlık anlamına gelen capucci'nin küçültme takısı almış hali zaten.  

    İtalyan kahvesi cappuccino da buradan çıkmış; kahvenin rengi dolayısıyla güya kapusen keşişlerinin başlığına benzetilmiş bu kahve. 

    Capitolium, Eski Roma'da baş tanrı  Jüpiter'in tapınağı.

    Capitol, ABD'de kongrenin, yani ülkenin başındakilerin toplandığı  binanın adı. 

     Şef, aynı kökten gelen bir başka kelime. Fransızcada türemiş chef. Bu kelime de Fransızcada ses değişimine uğramış; kelimenin başındaki /ch-/  bu dilde /ş/  sesiyle telaffuz  edilir. Önder, lider, yetkili, yani ülkenin başındaki yönetici anlamına gelen şef daha birçok yerde kullanılır. Fransızcada baş aşçıya, chef  denir; kelimenin bu anlamı birçok dile geçmiş, uluslararası bir terim olmuştur. Bizde de aşçıbaşı kelimesi var (baş yine yerli yerinde). Yeme içme konuları üzerinde konuşup yazanlar neden bu mesleği tam anlamıyla tanımlayan bu kelimeyi kullanmaz da Fransızcasını tercih ederler!   

   "Şef garson", yani baş garson da buradan türemiş. Orkestra şefi  orkestranın  başındaki kişi.  Bu iki kelime de Fransızcadan. Şef kelimesini birçok yere eklemişiz; istasyon şefi, banka şefi, şube şefi, büro şefi gibi.   

   Her yıl 1 Temmuz'da kutladığımız bir bayram var: kabotaj bayramı. Bir ülkenin kendi limanları arasında gemi işletme hakkı anlamına gelen bu terimi Fransızcadan almışız. Ama  Fransızca cobatage kelimesinin asıl kaynağı İspanyolca. Bu dilde cabo- karanın denize olan çıkıntısı, burun, karanın başı demek.  Öyleyse terim, ülkenin kıyı şeridindeki  iskeleler arasında "seyrüsefer" hakkı anlamına geliyor.  

Bülent Aksoy

3 Nisan 2021

 

[1] Bkz. Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri  Sözlüğü,  III,  Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, Istanbul, 1993,  s. 24.