"Sübjektif" yerine "Öznel; "Objektif" yerine "Nesnel"
Sübjektif: Sübjektif, Fransızca “özneye ait, öznel” anlamına gelen “subjectif sözcüğünden alıntıdır. Kökeni, Geç Latince "tabi olan, gramerde özne" anlamına gelen “subiectum” kelimesine ve nihayetinde Latince “subicere-alta atmak, buyruğu altına almak" fiiline dayanır.
TDK’da subjektif kelimesinin karşılığı 'öznel' objektif kelimesinin karşılığı ise nesnel olarak yer almaktadır.
Öznel, Türkçe "öz" kökünden türetilmiş, aynı kavramı karşılayan kelimedir. Bir durumun veya bilginin kişiye bağlı olduğunu, genelgeçer olmadığını ve bireysel algıya dayandığını ifade eder. Kişisel görüşe dayanan, özneden kaynaklanan, taraflı, kişisel görüşe dayanan durum veya bilgidir. Doğruluğu kişiden kişiye değişir, tartışmaya açıktır.
Örnek: "Bu yemek çok lezzetli." (Başkası yemeği beğenmeyebilir. Özneldir.)
Objektif sözcüğü ise, Fransızca "nesneye ilişkin, nesnel" anlamına gelen objectif kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Kökeni, Geç Latince "nesne, amaç" anlamındaki obiectivus sözcüğüne, o da Latince "karşı durmak, yoluna çıkmak" anlamındaki “obiicere” fiiline dayanır. Kişisel görüşten uzak, nesnel ve yansız olma durumunu ifade eder. TDK’daki karşılığı “Nesnel” olarak belirtilmektedir.
Nesne kelimesi, Orta Türkçe dönemindeki "ne erse" (ne ise) veya "ne nesene" (ne şey) ifadesinden evirilmiştir. "Ne" (soru) ve "erse" (ise/olursa) kelimelerinin birleşimiyle oluşan, Türkçenin yapısı içerisindeki "herhangi bir şey, ne olursa olsun" anlamını karşılayan bir sözcüktür. Ancak zamanla somut varlıkları (obje) ve dilbilgisindeki tümleç kavramını karşılamak için kullanılmıştır.
Nesnel (Objektif), kişisel yorum içermeyen, herkes tarafından kabul edilen ve kanıtlanabilen gerçeklerdir. Gerçek bilgiye dayanır. Gözleme dayalı tüm tespitler de birer nesnel yargıdır.
Örnek: "Bu yemekte tuz var." (Laboratuvar ortamında veya tadarak kanıtlanabilir, kişiden kişiye değişmez.) "En iyi mevsim yazdır." Öznel ilken, Yaz mevsimi Haziranda başlar." Nesnel’dir.
Felsefede Öznel ve Nesnel ayırımı "Bilgi nereden gelir?" sorusuyla ilgilidir.
Öznel (Sübjektif) Yaklaşım: Bilginin kaynağını insan zihninde arar. Örneğin; "Güzellik görenin gözündedir" sözü tam olarak budur. Eğer bir nesneye bakan kimse yoksa o nesnenin "güzel" olup olmadığı tartışmalıdır. Bu bakış açısına göre gerçeklik, bizim onu nasıl algıladığımıza bağlıdır.
Nesnel (Objektif) Yaklaşım: Gerçekliğin insandan bağımsız olarak var olduğunu savunur. Örneğin; bir ağaç ormanda devrildiğinde onu gören, duyan olmasa bile, o devrilmiş ağaç fiziksel bir gerçeklik olarak orada görülebilir ve devrilirken ses dalgaları yaymıştır. Nesnel bilgi, kişisel yorumlardan arınmış, "olanı olduğu gibi" kabul eden bilgidir.
Edebiyatta ise, Öznel Anlatım: Yazarın duygularını, heyecanlarını ve yorumlarını kattığı Şiirler, denemeler ve eleştiri yazıları gibi anlatımlardır. Nesnel Anlatım: Yazarın tarafsız kaldığı, sadece gözlemlerini veya verileri aktardığı anlatımdır. Makaleler, haber yazıları ve ansiklopedik bilgiler nesneldir. Bilim, doğası gereği nesnel olmak zorundadır.
Sonuç Yerine; Öznel: "Benim dünyamda böyle.", Nesnel: "Dünyanın kendisinde böyle." şeklinde özetleyerek; sübjektif ve objektif yerine bu sözcükleri en iyi karşılayan Öznel ve Nesnel kelimelerini önerebiliriz. Ancak, birisini “objektif kişi” şeklinde sıfatlandırırken, “nesnel kişi” sözcüğü dilimize ve kulağa tam oturmuyor olabilir. Bu nedenle bu sıfatı kullanırken, günlük Türkçemize uygun, “gerçekçi kişi” sözcüğünü kullanabiliriz.
Ergun Mengi 26 Mart 2026